Emine Sevgi ÖZDAMAR

Türkiyeli Kadın Yazarlar sitesinden
Atla: kullan, ara

Emine Sevgi Özdamar

‘Emine’ Sevgi Özdamar, Almanca yapıtlar veren Türkiye doğumlu yazar, dramatug ve tiyatro oyuncusu. 1976’dan beri Berlin ve Paris’te yaşamaktadır. Çocukluğu Türkiye’de geçen yazar tiyatro tutkusunun peşine takılarak gittiği Almanya’da sonradan öğrendiği bir dilde yazarlığa soyunarak daha ilk kitabıyla bu dilin ustaları arasına girdi. 1990 yılında Almanya’da yayımlanan ilk öykü kitabı Anne Dili Almanya’da ses getirmenin yanında İngilizce’ye çevrildi ve Amerika ve İngiltere’de yılın en iyi kitapları arasına girdi. İlk romanı Hayat Bir Kervansaray ile Almanca’yı zenginleştirdiği için Almanya’nın en saygın edebiyat ödüllerinden Ingeborg Bachmann (1991) ödülünü, ikinci romanı John Berger’in önsözüyle yayımlanan Haliçli Köprü’yle yine önemli edebiyat ödüllerinden Heinrich von Kleist Ödülünü (2004) aldı. Tiyatroda çizdiği desenler, yaptığı kuklalar kolajlar nedeniyle, bir üniversiteyi bitirmemesine rağmen, Sorbonne 8-Vincennes Üniversitesi ona doktora yapma hakkı tanıdı. 15 dile çevrilen yapıtları 2006’da Amerika’da yayımlanan “Ölmeden önce okunması gereken binbir kitabın” içinde yer aldı. 2007’de Alman Dil ve Edebiyat Akademisi’ne üye seçildi. 2010 yılının başında Alman edebiyatının önde gelen yazarlarından Carl Zuckmayer adına her yıl verilen ‘Carl Zuckmayer Madalyası’nı almaya layık görüldü. Yazarlığının yanı sıra Paris’te tiyatro çalışmalarını sürdürmektedir.

Özdamar, 10 Ağustos 1946 yılında Malatya’da doğdu. Çocukluğunu Türkiye’nin farklı şehirlerinde geçirdi. Mühendis olan babası sürekli iflas ettiği için ailesi Anadolu’dan İstanbul’a oradan Bursa’ya ve son olarak Ankara’ya taşınmak zorunda kaldı. Henüz on iki yaşındayken Bursa Şehir Tiyatrosu’nda Molière’in “Kibarlık Budalası” adlı oyununda sahneye çıktıktan sonra tiyatrocu olmaya karar verdi. 19 yaşındayken abisinin İsviçre’ye okumaya gitmesi üzerine hem ona daha yakın olmak için, hem de tiyatroya olan ilgisi dolayısıyla Almanya’nın işçi alımını başlattığı yıllarda Berlin’e gitti. 1965’den 1967’ye kadar burada bir fabrikada işçi olarak çalıştı. 1967 yılında bavulu Bertolt Brecht plaklarıyla, ruhu tiyatro ve müzik aşkıyla dolu İstanbul’a döndü. 1970 yılına kadar tiyatro okudu. Muhsin Ertuğrul, Ayla Algan, Melih Cevdet Anday ve Haldun Taner gibi tiyatro ustalarından dersler aldı. Peter Weiss’in "Marat-Sade" oyununda Charlotte Corday, Brecht’in "Adam Adamdır" oyununda Widow Begbick gibi ilk profesyonel rollerini canlandırdı. 1969-1970 yılları arasında Ece Ayhan ve annesiyle birlikte Üsküdar’da oturdu. “Emine” adını kendisine Ece Ayhan vermiştir. Annesinin kendisine seslendiği “Sevgi” adını tercih etmesine rağmen “Emine”yi Ece Ayhan’ın bir hatırası olarak saklar. Bu dönemdeki anılarını, Ece Ayhan’ın beyin ameliyatı için 1974’te gittiği Zürih’te ona eşlik ederken tuttuğu günlüğü ve Ayhan’ın kendisine gönderdiği mektupları 2007 yılında Kendi Kendinin Terzisi Bir Kambur adlı kitapta yayımladı.

12 Mart darbesiyle ülkede değişen iklim yazarı da yakından etkiledi. Yapıtlarında ana dilini değil de Almancayı tercih etmesinin bir nedenini de darbe zamanında susturulan aydınlar ve toplatılan kitaplarla, baskı altına alınmaktan yorulan sözcüklerinin dışında bir dile ihtiyaç duymasına bağlamaktadır. Söyleşilerinde belirttiği gibi dönemin sıkıntılarını Brecht’in şarkıları ve düşünceleri hafifletmektedir. Heinrich Heine ve Bertolt Brecht’in metinlerinin ve Batı Almanya’ya gittiğinde almış olduğu Brecht’in bir plağındaki şarkı sözlerinin de etkisiyle Brecht tiyatrosu öğrenmek için ülkesinden ve dilinden gitmeye kesin karar verdi. 1974 yılında gittiği Zürih’te mektuplaştığı bir arkadaşının vasıtasıyla Brecht’in öğrencisi Benno Besson’la bağlantı kurdu. 1976’da Besson, Doğu Berlin’deki Halksahnesi’nde (Volksbühne) reji asistanı olarak çalışması için onu işe aldı. Orada Besson ve diğer ünlü bir Alman rejisör Matthias Langhoff ile beraber çalıştı.

Bu dönemi daha sonraki yıllarda yazacağı Sonne auf halbem Weg, (Güneş Yolu Yarıladığında) başlığı altında topladığı "İstanbul-Berlin Üçlemesi"nin üçüncü romanı Tuhaf Yıldızlar Dünyaya Bakıyor’da anlattı. 1978 yılında Benno Besson’la birlikte Brecht uyarlaması olan Kafkas Tebeşir Dairesi’ni sahneye koymak için iki yıllığına Paris ve Avignon’a taşındı. Orada oyundaki figürleri kuklalaştırarak şarap şişelerinden yaptığı kolajı çok beğenildi ve Avignon kentindeki Jean Villar müzesine kondu. Çizdiği desenler ve yaptığı kuklalar ve kolajlar nedeniyle üniversite bitirmediği halde, Sorbonne 8-Vincennes Üniversitesi'nde tiyatro estetiği üzerine doktora yapma hakkı kazanarak doktoraya başladı. 1979’dan 1984’e kadar Bochum Tiyatro evinde bir diğer ünlü tiyatro rejisörü Claus Peymann’ın yanında oyunculuk yaptı.

O sıralarda bir arkadaşı bir öykü çıkarabileceğini düşünerek ona Türkiyeli bir işçinin mektubunu verdi. İşçi solcu olduğu için Türk faşistlerden dayak yemiş, yüzünün yarısı felç olmuştu. Türkiye’ye dönerken “Halkıma ve ilgililere” diye başlayan, Marx ve Nazım’dan alıntılar yaptığı sekiz sayfalık bir mektup bırakmıştı. Özdamar, tiyatro direktörüyle görüştü, onlar da kendisinden bir oyun bekliyorlardı. Böylece Bochum tiyatrosunda oynanmak üzere, Schwarzauge in Deutschland (Karagöz Almanya’da) adlı bir köylü ve eşeğinin bitmeyen yolculuğunun Dadaist öyküsü olan, ilk tiyatro oyununu yazdı. Bilinçli olarak kırık bir Almancayla yazdığı oyun, bir köylünün konuşmayı bilen, zeki, entelektüel eşeğiyle Almanya’ya yolculuğunu ve eşeğin yolculuk boyunca giderek Marksistleşme öyküsünü anlatmaktadır. Oyun, 1986 yılında Frankfurt tiyatrosunda kendi yönetimiyle sahnelendiğinde Alman tiyatrosunda bir yenilik olarak değerlendirildi ve bir Türkiyeli yazar tarafından yazılıp sahnelenen ilk Almanca sahne eseri oldu.

Özdamar aynı dönemde sinemada oynadı. Hark Böhm’ün Yasemin, Doris Dörrie’nin Happy Birthday Türke, Matti Geschoneck’in Journey into the Night adlı filmlerinde rol aldı. Yazdığı tiyatro oyunuyla adım attığı yazarlık kariyeri 1990 yılında dört öyküden oluşan ilk öykü kitabı Mutterzunge’la (Anne dili) ivme kazandı. Kitabın İngilizce çevirisi Amerika’da 1994 yılında yayımlanan en iyi kitaplar arasına girdi. Özdamar’ın Türkçe “ana dil” deyişini birebir çevirerek Almanca’da organ anlamında dil, yani annenin ıslak, sıcak dili anlamına gelen Mutter Zunge adlı öykü, ana dilini kaybeden bir kadının arayış öyküsüdür. Baş karakter, Türkçe, dedesinin dili olan Arapça ve ikinci dili ve edebi yaratımının dili haline dönüşen Almanca arasında yaşadığı gelgitlerle dil, köken ve kimlik konularını sorgulamaktadır. 1991 yılında Keloğlan Almanya’da adlı ikinci tiyatro oyununu yazdı.

Aynı yıl, otobiyografik izler taşıyan hayatının üç dönemine ayrılmış "İstanbul-Berlin" üçlemesinin ilk romanı Hayat Bir Kervansaray İki Kapısı Var, Birinden Girdim Diğerinden Çıktım’ı yazdı. Metinde annesinin karnında başlayan yaşam yolculuğunun on yedi yılını, ailesinin üç kuşağının ve 1950’ler Türkiyesi’nin politik, ekonomik ve toplumsal tarihiyle örerek anlatan küçük bir kız çocuğunun öyküsünü anlatmaktadır. Roman yayımlanmadan önce romandan bir bölüm yayımladı ve bu bölümle Alman diline katkısından dolayı Ingeborg Bachmann ödülünü kazandı. Bu nedenle kitap edebiyat çevrelerinde merakla beklendi ve 1992 yılında yayımlandığında yılın en önemli romanı oldu. Aynı yıl roman Türkçe’ye çevrildi. Ancak çeviri Özdamar’ın içine sinmediği için daha sonra diğer yapıtlarının Türkçe'ye çevrilmesi konusunda çekingen davranacaktır. Kitap 2008 yılında ikinci romanı Haliçli Köprü ile birlikte İlknur Özdemir’in başarılı çevirisiyle yayımlandı.

1998 yılında yayımlanan üçlemenin ikinci romanı Haliçli Köprü, 17 yaşındaki bir kızın '68 hareketi zamanında Berlin, İstanbul ve Paris’teki maceralarını anlatmaktadır. 1999 yılında Adalbert von Chamisso Ödülünü kazandı. 2000 yılında üçüncü oyunu Nuhun Gemisi ve öykü kitabı Aynadaki Avlu yayımlandı. 2003’te yayımladığı üçlemenin son romanı Tuhaf Yıldızlar Dünyaya Bakıyor ise 1970’lerde ülkesini, ailesini, eski kocasını bırakarak tiyatroda çalışmak üzere Berlin’e giden genç bir kadının gözünden duvar yüzünden ikiye bölünmüş Doğu ve Batı Berlin’i anlatmaktadır.

Kanak Sprak yapıtıyla Almanyada ses getiren bir diğer Türk asıllı ünlü yazar Feridun Zaimoğlu yeni yapıtlarında Özdamar’in stilinden etkilendiğini belirtmiştir. Hatta Mayıs 2006’da Alman kültür sayfalarındaki köşe yazarları etkileşimin sınırlarını aşan bir iddia ortaya atar, Zaimoğlu’nun romanı Leyla’daki karakterlerin Özdamar’ın Hayat Bir Kervansaray yapıtındaki motifler üzerinden kurulup kurulmadıklarını tartışılmıştır. Özdamar, Frankfurter Rundschau’da yaptığı bir açıklamada herhangi bir taklit suçlamasında bulunmadığını belirtir.

2010 Şubatında 2010 Kültür başkenti Ruhr kapsamında Özdamar’ın Perikizi oyununun galası gerçekleşti. Emine Sevgi Özdamar, Almanya’nın Türkiye kökenli en önde gelen kadın yazarı olsa da Alman edebiyatı kanonunda yer almamaktadır. Türk edebiyatı antolojilerinde ise Alman edebiyatının bir parçası kabul edildiği için adı geçmemektedir.

Ödülleri

  • 1991 - Ingeborg Bachmann Ödülü (Hayat Bir Kervansaray)
  • 1993 - Walter Hasenclever Ödülü (Hayat Bir Kervansaray)
  • 1994 - NewYork Yılın En İyi 20 Kitabı (Anne Dili)
  • 1994 - London Times En iyi kitap (Hayat Bir Kervansaray)
  • 1998 - Kuzey Ren Westfalya Yılın Sanatçısı Ödülü
  • 1998 - Almanya Kuzey Şehirleri Literatür Ödülü
  • 1999 - Adelbert-von-Chamisso-Preis
  • 2003 - Frankfurt Şehir Yazarı Ödülü
  • 2004 - Kleist Ödülü
  • 2010 - Carl Zuckmayer Medal

Yapıtları

Oyunları

  • Karagöz Almanya'da (1982)
  • Keloğlan Almanya'da (1991)
  • Nuhun Gemisi (2000)

Öyküleri

  • Annedili (1990)
  • Aynadaki Avlu (2001)

Anı

  • Kendi Kendinin Terzisi Bir Kambur (2007)

Romanları

  • Tuhaf Yıldızlar Dünyaya Bakıyor (2003)
  • Hayat Bir Kervansaray (1992)
  • Haliçli Köprü (1998)

Diğer Dillerde Yapıtları

İngilizce’de:

  • Mother Tongue (1994)
  • Life is a Caravanserai (2000)
  • The Bridge of the Golden Horn (2009)
  • The Courtyard in the Mirror (2006)

Fransızca’da:

  • La vie est un caravansérail (1997)
  • Le Pont de la corne d’or (1999)

Kaynakça

Türkçe

  • Aytaç, Gürsel: “Dil-Kültür Bağını Sergileyen Cesur Bir Roman: E. Sevgi Özdamar’dan Das Leben ist eine Karawanserei. Edebiyat Yazıları III, (1995): 221–226.
  • Ekiz, Tevfik. “Avrupa Türk Edebiyatı ve bir temsilcisi: Emine Sevgi Özdamar”. Çankaya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Journal of Arts and Sciences 7, (Mayıs 2007): 33-47.
  • Kuruyazıcı, Nilüfer. “Emine Sevgi Özdamar’ın Son Romanı: Die Brücke über dem Goldenen Horn. Gurbeti Vatan Edenler. Almanca Yazan Almanyalı Türkler”. (2001): (265–272).
  • Timuroğlu, Senem. “Anne Dili’ Arayışında Minör Bir Roman: Hayat Bir Kervansaray”. Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi 33 (Mayıs- Haziran 2010): 61-68.

İngilizce:

  • Brandt, Bettina “Collecting Childhood Memories of the Future: Arabic as Mediator Between Turkish and German in Emine Sevgi Özdamar's Mutterzunge”, Germanic Review, (2004): 295-315.
  • Fröhlich, Margrit. “Reinventions of Turkey: Emine Sevgi Özdamar’s Life is a Caravanserai.” Jankowsky, Karen and Carla Love, eds. Other Germanies: Questioning Identity in Women’s Literature and Art. Albany: SUNY Press, 1997. 56-73.
  • Ghaussy, Sohelia. “Das Vaterland verlassen’: Nomadic Language and ‘Feminine Writing’ in Emine Sevgi Özdamar’s Das Leben ist eine Karawanserei.” German Quarterly 72.1 (1999): 1-16.
  • Jankowsky, Karen. “German’ Literature Contested: The 1991 Ingeborg-Bachmann-Prize Debate, ‘Cultural Diversity’, and Emine Sevgi Özdamar.” German Quarterly 70.3 (1997): 261-76.
  • Litter, Margaret. “Diasporic Identity in Emine Sevgi Özdamar's Mutterzunge”, Recasting German Identity: Culture, Politics, and Literature in the Berlin Republic (eds.) Stuart Taberner & Frank Finlay, Rochester, NY: Camden House-Boydell & Brewer, 2002. 219-234.
  • Mani, Bala Venkat. “The Good Woman of Istanbul: Emine Sevgi Özdamar's Die Brücke vom Goldenen Horn”, Gegenwartsliteratur 2, (2003): 29-58.
  • Seyhan, Azade. “Scheherezade’s Daughters: The Thousand and One Tales of TurkishGerman Women Writers.” Brinker-Gabler, Gisela and Sidonie Smith, eds. Writing New Identities: Gender, Nation, and Immigration in Contemporary Europe. Minneapolis: U of Minnesota Press, (1997): 230-48.
  • Seyhan, Azade “Lost in Translation: Re-Membering the Mother Tongue in Emine Sevgi Özdamar'a Das Leben ist eine Karawanserai” German Quarterly 69.4, (1996): 414-426.

Araçlar
Diğer dillerde
Kişisel araçlar