Halide Edip Adıvar

Türkiyeli Kadın Yazarlar sitesinden
Atla: kullan, ara

Halide Edip Adıvar

Halide Edip Adıvar, Fatma Berifem Hanım ve Sultan Abdülhamid’in hususi haznedarı Mehmet Edip Bey’in kızı olarak 1882’de İstanbul’da dünyaya geldi. Annesi, Halide Edip henüz küçük yaştayken vefat etti. Birçok kız çocuğun eğitim almadığı bir dönemde, evde özel dersler almaya başladı. Evde aldığı eğitimin ardından Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ne gönderildi ve 1901’de buradan mezun olan ilk Müslüman oldu. Son Sultanların İstanbulu’nda adlı kolejin müdürü tarafından yazılan anı kitabında Halide Edip’in “kapağın altındaki esas hali” anlatılmakta ve Türkiye’de yeni başlayan bir dönemin tasviri yapılmaktadır.

Mezuniyetinin ardından kolej yılları boyunca matematik öğretmenliğini yapmış olan Salih Zeki Bey’le evlendi. Çiftin Ali Ayetullah ve Hasan Hikmetullah adında iki oğulları oldu. Halide Edip, Rus-­Japon savaşı sonrasında, o dönemde Batı güçlerinin bir parçası sayılan Rusya’ya karşı “Doğu”nun zafer kazanmasını sağlayan ünlü Japon komutan Togo Heihachiro’ya hürmeten oğluna “Hasan Hikmetullah Togo” adını verdi. Fanny Davis, Halide Edip’in ilk yazma macerasının 1860’larda pedagoglug yapan Jacob Abbot’ın Evdeki Anne adlı kitabını Türkçe’ye çevirmek olduğunu söyler. Davis’e göre kitap Halide’nin babasını öyle mutlu etti ki, bin kopya bastırıp kopyaları askerlerin eşlerine gönderdi. Mehmet Edip Bey kitabı, tesadüfen aynı süreç içersinde Halide Edip’e nişan vermiş olan 2. Abdülhamid’e de gösterdi. Halide’nin bir yazar olarak sahneye ilk çıkışı edebiyat sütunları hazırladığı Tanin gazetesinde oldu. 1908’den itibaren; Tanin, Aşiyan, Resimli Kitap ve Demet gibi pek çok gazetede yazdı. “Türk Kadınlarının Geleceği” adlı aslen İngilizce yazdığı makalesi Nation gazetesinde yayımlanarak Halide Edip’in, kendisini çocukların eğitimine adamış bir reformcu olan Isabel Fry’ın dikkatini çekmesini sağladı. Isabel Fry’la başlayan mektup arkadaşlığı hayat boyu sürerek Halide Edip’in İngiliz feministlerinden önemli isimlerle iletişime geçmesini sağladı. Halide Edip 1908’de, yapısını oluştururken İngiltere’deki Sufrajet topluluğundan esinlendiği söylenen, kadınlarla alakalı konuların açık oturum biçiminde tartışıldığı “Kadınların Durumunu Yükseltme Derneği (Teaali Nisvan)”ni kurdu. 1908’deki Jön Türk Devrimi’nin ardından, ilerleyen tarihlerde “31 Mart vakası” diye adlandırılacak olan devrim karşıtı bir ayaklanma, başka ülkelere irtica etmek zorunda kalan diğer devrim destekçileri gibi Halide Edip’in de oğullarıyla birlikte Mısır’a kaçmasına neden oldu. Halide Edip, Mısır’dan İngiltere’ye geçerek Isabel Fry’ı ziyaret etti. Bertrand Russel gibi devrin önemli aydınlarıyla tanıştı ve gezi notlarını Akşam gazetesinde yayımladı.

1910’da Salih Zeki yeniden evlenme kararı aldı ve Halide Edip’den ilk karısı olarak kalmasını istedi. Bu karar Halide Edip’in hayatında bir dönüm noktası oldu: Boşanma kararıyla Salih Zeki’yi terk etti. Bu ani ayrılığa rağmen, Salih Zeki, Halide Edip için hayat boyu sürecek bir takıntıya dönüştü. 1960’ların sonunda Halide Edip’in öğrencisi olan Mina Urgan anılarında, Salih Zeki’nin yaşattığı acıya rağmen, Halide Edip’in yine de ondan büyük bir tutkuyla bahsettiğini söyler:

“Bana şöyle demişti bir gün: Halide Edip şu adamla sevişti bu adamla sevişti diye birtakım laflar duyacaksın. Bunların hepsi yalan. Ben bir tek erkeği sevdim ömrüm boyunca. O tek erkek de altı ay sonra benden bıktı. Beni aldatmaya başladı. Her şeyi biliyordum. Her şeye razıydım. Yeter ki onu görebileyim, ona dokunabileyim.”

Evliliğinin hazin bitişinin ardından, Halide Edip tüm enerjisini öğretmeye adadı. Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) ve Kız İdadisi (Kız Lisesi)nde öğretmenlik yaptı, Türkçülük adı altında toplanan yeni bir aydın çevresiyle iletişime geçti. 1910’u izleyen süreçte Osmanlı aydınları, Rus İmparatorluğu’nun gittikçe kötüleşen politik koşullarına çare bulmak maksadıyla Rusya Türkleri tarafından dünyadaki Türk kökenli insanları birleştirebilme hayaliyle oluşturulan Pan-­Türkizm projesiyle ilgilenmeye başladılar. Bu hareketin önde gelen destekçileri Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura’ydı. Ziya Gökalp, Osmanlı döneminden önce feminizmin Türk yaşantısının önemli bir parçası olduğunu öne sürmesi bakımından, Türk milliyetçiliği için olduğu kadar Türk feminizmi için de önemli bir isimdir. Türk kültürüne odaklanan entellektüel atmosfer Halide Edip de dahil olmak üzere pek çok aydını etkisi altına aldı. Halide Edip ortaya çıkmakta olan Türklük bakış açısı, Turan fikri ve tüm Turan ırklarının tek bir bayrak ve ülkede toplanması idealiyle ilgilenmeye başladı.

1911’de Londra’ya bir kez daha gitti ve orada ikamet ettiği süreçte Turan devleti ütopyasını anlattığı ünlü romanı Yeni Turan’ı yazdı. Halide Edip anılarında, Ziya Gökalp’in milliyetçi görüşlerinin etkisinin Yeni Turan’ı da kapsayan, ilk dönem romanlarında hissedilebildiğini itiraf eder. Yeni Turan 1891-­1907 yılları arasında İstanbul’da yaşayıp Robert Kolej ve Alman Lisesi’nde ders veren Friedrich Schrader tarafından Almancaya çevrildi. Halide Edip, 1912’de kurulan Türk Ocağı Cemiyeti’ne kabul edilen ilk kadın üyeydi. Türk Ocağı’nın hemen ardından, Türk Yurdu adında İslam öncesi Türk değerlerinin savunulduğu bir dergi yayımlanmaya başladı. Halide Edip güncel politikadan ekonomik mücadeleye değin geniş bir çerçevede seyreden konularda dersler verdi ve yazılar yazdı. Bu konferans ve yazılar, Halide Edip’in gelişen Türk milliyetçiliğinin önde gelen isimlerinden biri olmasını sağladı. Halide Edip, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önderlerinden Cemal Paşa tarafından Suriye’de okul ve yetimhaneleri araştırmakla görevlendirilerek buraya gönderildi. Ertesi sene, Salih Zeki Bey’den ayrdıldıktan yaklaşık yedi yıl sonra, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyelerinden, ailesinin yakın dostu ünlü tıp profesörü Dr. Adnan Adıvar’la evlendi. Çift, milliyetçi çevrelerin faaliyetlerinde yer aldı. 1918’den sonra Halide Edip halka hitaben yaptığı büyüleyici açık hava konuşmalarıyla daha da göze çarpan bir figür haline geldi. Fatih mitingi ve 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından ele geçirilmesinin ardından düzenlenen Sultanahmet mitinginde konuşmalar yaptı. Fatih mitinginde Adıvar kalabalığa şöyle hitap etti:

"Müslümanlar, Türkler! Türk ve Müslüman bugün en kara gününü yaşıyor. Gece, karanlık bir gece.. Fakat insanın hayatında sabahı olmayan gece yoktur. Yarın bu korkunç geceyi yırtıp müşaşa bir sabah yaratacağız. […] Hanımlar, bugün elimizde top, tüfek denilen alet yok; fakat ondan büyük, ondan kuvvetli bir silahımız var; Hak ve Allah var. Tüfek ve top düşer, Hak ve Allah bakidir. […] Biz erkeklerimizle beraber milletin kalbinden gelen en kuvvetli, en akıllı, en cesur, milleti en çok temsil edecek bir kabine isteriz."

Adıvar, mitinglerde yaptığı tutukulu konuşmalarla ulusal bağımsızlığın savunucusu rolünü sağlamlaştırdı.

Müttefiklerin İstanbul’u ele geçirmesinin ardından Halide Edip de kocasıyla birlikte Anadolu’ya kaçtı ve direniş hareketine katıldı. Bu karar onu kara listeye soktu ve Osmanlı hükümeti hakkında ölüm fermanı yayınladı. Mütarekenin ardından Halide Edip, Cumhurbaşkanı Woodrow Wilson’ın barış teklifini heyecanla kabul etti ve Amerikan hükümetini Türkiye’deki miliyetçilere bağlayan siyasi şebeke, Wilson Prensipleri Cemiyeti’nin üyesi oldu. Önceleri Amerikan mandacılığı taraftarı olsa da daha sonra fikrini değiştirdi.

Halide Edip savaş süresince askeri birliklerde hemşire olarak hizmet verdi ve Mustafa Kemal Atatürk’ün basın sözcülüğünü yaptı. Onbaşı rütbesi aldı ve daha sonra rütbesi başçavuşluğa yükseltildi. Dr. Adnan Adıvar da Mustafa Kemal’in yakın çevresinde olan aydınlardandı; Ankara Hükümeti’nde 1920-­1921 yıllarında ilk Sağlık Bakanı olarak görev yaptı. Savaşın bitişi ülkede büyük değişiklikler yapılmasını sağladı. 1923’te Türkiye Cumhuriyet’i kuruldu ve br yıl sonra Millet Meclisi din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak maksdıyla hilafeti kaldırdı. Yeni bir siyasi yapı oluşturma çabalarına paralel olarak, devlet kontrolünde tutulan bir demokrasi denemesi başlatıldı. 1924’te Halide Edip’in kocası Dr. Adnan Adıvar, Mustafa Kemal Atatürk’ün izniyle kurulan Türkiye’nin ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın genel sekreteri oldu. 1925’teki Şeyh Sait isyanı, bu partinin sonunu getirdi. 5 Haziran 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası dini, siyasi amaçlar için kullanmakla suçlandı ve kabine kararı ile kapatıldı. Adıvarlar ülkeyi terk ederek gönüllü bir sürgün sonucu Avrupa ve Amerika’ya gittiler. Kocasıyla birlikte Türkiye’den ayrılmadan önce, parlamentoda kadınların seçme ve seçilme hakkı için kulis oluşturan kadın örgütü üyeliğine kabul edilse de bu çabalar herhangi bir sonuca ulaşmadı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün ardından Halide Edip ve Adnan Adıvar Türkiye’ye döndüler. Halide Edip İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi bölümüne profesör olarak atandı. 1946’da Demokrat Parti kuruldu ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde Demokrat Parti’nin 61 üyesini meclise sokmasıyla Türkiye’de çok partili döneme geçilmiş oldu. 1950’de Demokrat Parti büyük bir üstünlükle iktidara geldi. 1950’deki seçimlerde Halide Edip İzmir’de bağımsız milletvekili olarak seçildi. Millet meclisindeki dört yüz doksan bir kişi arasındaki yalnızca üç kadından birisiydi.

Demokrat Parti onu Türk siyasi hayatındaki yeni dönemin sembolü olarak kullandı; Halide Edip’in 1920’deki gönülsüz sürgününü kullanarak, Demokrat Partililerin tek partili dönemde sürdürülen sıkı yönetime karşı olduğu mesajını verdi. Oysa Halide Edip Adıvar’ın Demokrat Parti’nin yalnızca güç peşinde olduğunu kavraması uzun sürmedi. Partiye olan ilgisini yitirdikçe söylemleri hükümeti eleştirel hale geldi. Siyasi Vedaname’sini yayımladı ve 1954’te istifa etti. Kendisini yazmaya ve üniversitedeki görevlerine adadı. Dr. Adnan Adıvar’ın 1 Temmuz 1955’te vefatının ardından, gözlerden ırak bir hayat sürdü. 1964’te vefat etti.

Kaynakça

  • Başçı, P. (1998) “Shadows in the Missionary Garden of Roses: Women of Turkey in American Missionary Texts”, Zehra Arat (ed.) Deconstructing Images of the Turkish Women. New York: St. Martin’s Press, 101-­127.
  • Adıvar, H. E. (2005) Memoirs of Halide Edip. New Jersey: Gorgias Press.
  • Davis, Fanny. (1986) The Ottoman Lady: A Social History from 1718 to 1918 Connecticut: Greenwood.
  • Enginün, İ. (1978) Halide Edip Adıvar’ın Eserlerinde Doğu Batı Meselesi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Matbaası.
  • Urgan, M. (2006) Bir Dinazorun Anıları. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Deren, S. (2002) “From Pan-Islamism to Turkish Nationalism: Modernisation and German Influence in the late Ottoman Period”, Marco Dogo and Guido Franzinetti (eds.) Disrupting and Reshaping: Early Stages of Nation-­Building in the Balkans. Ravenna: Longo Editore.
  • Fleming, K. E. (1998) “Women as Preservers of the Past: Ziya Gökalp and Women’s Reform”, Zehra F. Arat (ed.) Deconstructing Images of The Turkish Women. New York: St. Martin’s Press.
  • Lewis, R. (2004) “Halide Edip”, Rethinking Orientalism: Women, Travel and the Ottoman Harem. London: I.B. Tauris.
  • Arıburun, K. (1975) Milli Mücadelede İstanbul Mitingleri. Ankara: Yeni Desen.
  • Adak, H. (2003) “National myths and self-­‐na(rra)tions: Mustafa Kemal’s Nutuk and Halide Edip’s Memoirs and The Turkish Ordeal”, The South Atlantic Quarterly, (102); 509-­527.
  • Keskin-­Kozat, B. (1997) “Political Participation Patterns of Turkish Women”, Middle East Review of International Affairs, (4) http://meria.idc.ac.il/journal/1997/issue4/jv1n4a5.html.
  • Günay, Ç. (2005) “Taking up the Gauntlet: Fictionists in the Turkish Parliament”, European Journal of Turkish Studies, http://www.ejts.org/document473.html
  • Koloğlu, O. (1998) ‘Halide Edip, Devrimler ve Demokrasi’, Tarih ve Toplum, (177); 181-­187.

Araçlar
Diğer dillerde
Kişisel araçlar