Leyla Erbil

Türkiyeli Kadın Yazarlar sitesinden
Atla: kullan, ara

Leyla Erbil

12 Ocak 1931’de, İstanbul’da, üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olarak doğdu, ilkokulu Esma Sultan’da, ortaokulu Beşiktaş İkinci Kız Ortaokulu’nda okudu. Lise eğitimine Beyoğlu Kız Lisesi’nde başlayan Erbil, daha sonra Kadıköy Kız Lisesi’ne nakledildi ve ilk şiirleri de lise yıllarında bir taşra dergisinde çıktı (1945). 1950 yılında Kadıköy Kız Lisesi’nden mezun olan Erbil, daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nde öğrenime başladı. Yazar, üniversiteye girdikten bir yıl sonra Çerkez Reşit’in oğlu Aytek Şay ile evlenerek (1951) öğrenimine ara verdi ancak bu evlilik kısa sürdü. Öğrenciyken İskandinav Hava Yolları’nda sekreter ve çevirmen olarak çalışmaya başlayan yazar (1953), ikinci eşi Mehmet Erbil’le de burada tanıştı ve öğrenimini son sınıftayken yarıda bırakarak o sırada yüksek mühendis olan Mehmet Bey'le altı-yedi ay içinde evlendi (13 Mayıs 1955) ve Ankara'ya yerleşti.

Bu dönemlerde birkaç öykü de yazmış olan ancak yayımlatmaya cesaret edemeyen Leylâ Erbil, sonunda sevdiği bir öyküsünü yakın arkadaşı Metin Eloğlu’na okuttu. Eloğlu, çok beğendiği bu öykünün yayımlanmasını istedi ve adını “Uğraşsız” koyarak kendi deseni ile Salim Şengil’e gönderdi. “Uğraşsız”, 1956’da Seçilmiş Hikâyeler dergisinde çıktı. Yazarın hikâye ve yazıları sonraki yıllarda da Ataç, Dost, Dönem, Kitap-lık, Papirüs, Türk Dili, Türkiye Defteri, Yeditepe, Yelken, Yeni a, Yeni Dergi, Yeni Ufuklar gibi dergilerde çıktı. İki yıl Ankara’da yaşayan Erbil çifti, 1957’de İzmir’e yerleşti.

Yazarın ilk öykü kitabı Hallaç 1960’da çıktı. Aynı yıl, yazarın kızı Fatoş dünyaya geldi. Ailece İstanbul’a geri döndüler ve Teşvikiye’ye yerleştiler. Leylâ Erbil, 1961’de kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne üye oldu ve partinin Sanat ve Kültür Bürosu’nda görev aldı. Daha sonra 1967’de Zürih’e giden yazar burada bir yıl kaldı ve konsoloslukta kâtip olarak çalıştı. İstanbul’a döndüğünde çeşitli yerlerde çevirmen ve sekreter olarak çalışan yazar, Edebiyatçılar Birliği yönetim kurulunda görev aldı.

Yazar, ikinci öykü kitabı Gecede’yi (1968) Nurer Uğurlu ve Metin Eloğlu’nun da yardımlarıyla, kendisi bastırdı ve Sait Faik Hikâye Armağanı için ödüle gönderdi. Ancak ödül o yıl Orhan Kemal ve Faik Baysal arasında paylaştırıldı. 1969’da arkadaşları Hayati Asılyazıcı, Naci Çelik, Selim İleri, Demir Özlü, ve Fikret Ürgüp ile birlikte Sait Faik’in mezarı başında bir araya gelerek ödüllere katılmama kararı alan Leyla Erbil bir daha hiçbir ödüle katılmadı.

8 Aralık 1969’da Erbil’in babası Hasan Tahsin 74 yaşında iken sirozdan öldü. Erbil, 1970’te genel başkanlığını iki yıl süreyle (1970-1972) Orhon Murat Arıburnu’nun, kurucu ve genel sekreterliğini ise Aydın Hatipoğlu’nun yaptığı Türkiye Sanatçılar Birliği kurucu üyeleri arasında yer aldı. 1971’de yazarın ilk romanı Tuhaf Bir Kadın yayımlandı. Bu kitap, tabuların üstüne gitmesi nedeniyle dedikodulara ve tutucu çevrelerin tepkisini çekti.

Erbil, 1974’te Türkiye Yazarlar Sendikası kurucu üyeleri arasında yer aldı ve Aziz Nesin’in önerisi üzerine, Asım Bezirci ve diğer arkadaşlarıyla birlikte TYS tüzüğünü hazırladı. 1977’de Erbil’in üçüncü öykü kitabı Eski Sevgili yayımlandı. 1980-1981 yıllarında yazarın annesi Emine Huriye Hanım Alzheimer hastalığına yakalandı ve bir süre sonra Göztepe’deki Geriatri Hastahanesi’ne yatırıldı. Annesinin hastalığını “hayatımı altüst eden bir olay” olarak nitelendiren Leylâ Erbil, hastaneye yatırılışından üç yıl kadar sonra 6 Aralık 1984’te annesi Emine Huriye Hanım’ı kaybetti.

Erbil’in 1985’te yayımlanan Karanlığın Günü adlı romanı annesinin hastanede geçirdiği yıllarda yaşadıklarıyla ilgili otobiyografik öğeler taşıdığı gibi Eski Sevgili adlı öykü kitabında yer alan “Bunak” adlı öyküde de annesinin sonradan yakalanacağı hastalığın işaretlerine rastlanır. 1988’de yazarın aşk ahlakının çeşitli boyutlarını irdelediği üçüncü romanı Mektup Aşkları yayımlanmak üzereyken kaybolduğu için son kırk sayfası tekrar yazıldıktan sonra basıldı.

Erbil, 1986’da kaybettiği yakın dostu Tezer Özlü’nün kendisine yazdığı mektupları Özlü’nün vasiyeti üzerine Tezer Özlü’den Leylâ Erbil’e Mektuplar adlı bir kitapta topladı. Kitap, 1995’te basıldı. Aynı yıl 11 Ocak’ta yakın dostu, öykücü, şair, denemeci ve sinemacı Onat Kutlar’ın bombalı bir saldırıda öldürülmesi yazarı oldukça sarstı.

Yazar, 1996’da yıllardır süregelen F-tipi cezaevi ve ölüm oruçları karşısında örnek bir aydın tavrı sergiledir. Ölüm oruçlarının durdurulması için 69. günde (27 Temmuz) Erbil’in kaleme aldığı bildiri, yüz kadar yazar ve şair tarafından da imzalandı ve kamuoyuna duyuruldu. Ayrıca bu sanatçılar ÖDP Beyoğlu ilçe binasında toplanarak ölüm orucu bitene kadar binada kalma ve çeşitli etkinlikler düzenleme kararı aldılar.

1998’de yazarın Zihin Kuşları adlı deneme kitabı çıktı. Zihin Kuşları, yazarın en eskisi 1954 tarihli olmak üzere daha önce çeşitli dergilerde yayımlanmış olan yazılarıyla daha önce yayımlanmamış üç yazısını ve kendisiyle yapılan bir söyleşiyi içerir. Erbil’in yazarlık mesleği, edebiyattaki çalıntı ve taklitler, medya, düşünce özgürlüğü, kadının yeri ve durumu, aşk ve cinsellik gibi çok çeşitli konuları irdelediği yazılarında toplumsal ve siyasî konulara karşı duyarlı yazar tavrı açıkça görülmektedir.

1999’da Leylâ Erbil 18 Nisan seçimleri için ÖDP’den milletvekilliğine aday oldu. Ancak Erbil, seçimi kazanamayacağını bildiği için aday olduğunu, olur da kazanırsa hemen istifa edeceğini de belirtmiştir. Seçimlerden kısa bir süre sonra da Erbil bazı politikalarını anlamadığı ve benimsemediği için ÖDP üyeliğinden ayrıldı.

2000 yılında yazarın ablası Mürvet (Bilgin) Toksöz kansere yenik düştü.

2001’de Mustafa Horasan’ın desenlerini çizdiği yazarın son romanı Cüce yayımlanır ve büyük ilgi çeker. Erbil, 2002 yılında üyesi olduğu Türkiye PEN Yazarlar Derneği tarafından, “Türk diline ve edebiyata egemenliği, yapıtlarında kendine özgü bir dil yaratarak oluşturduğu özel dünya ve bu dünyanın evrenselliği, sanata katkısı olduğu kadar, aynı zamanda sokaktaki insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu bir aydın tavrıyla” Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterildi. Böylelikle Erbil, ülkemizin ilk kadın Nobel adayı oldu.

Leylâ Erbil’in kısa hikâyelerden ve türünü belirlemekte güçlük çektiği yazılardan oluşan ve adını, Sultanahmet Meydanı’ndaki üç başlı ejderha şeklindeki Burmalı Sütun’dan alan kitabı Üç Başlı Ejderha, 2005'in Aralık ayında çıktı. Yazarın Tuhaf Bir Kadın adlı romanı da, Angelika Gillitz-Acar ve Angelika Hoch tarafından Almancaya çevrilerek 2005’te Almanya’da Unionsverlag yayınevinin Türkçe Kitaplığı projesi çerçevesinde Eine Seltsame Frau adıyla yayımlanmıştır.

Şiir-roman niteliği taşıyan Kalan kitabı 2011’de çıktı ve bunu 2013'te Tuhaf Bir Erkek takip etti. 2005’ten sonra ağır bir hastalıkla (Langerhans Cell Histiocytosis) mücadele eden; 2007 yılı itibariyle ise büyük ölçüde iyileşen yazar hâlen Teşvikiye’deki evinde eşi Mehmet Erbil ile oturmakta; yazmadığı vakitleri okuyarak ve dostlarıyla birlikte geçirmektedir.

Kaynakça

  • Karin Schweissgut Individuum und Gesellschaft in der Türkei: Leylâ Erbils Roman Eine Sonderbare Frau (Türkiye’de Birey ve Toplum: Leylâ Erbil’in Romanı Tuhaf Bir Kadın) Doktora tezi, Berlin Üniversitesi, 1999.

Araçlar
Diğer dillerde
Kişisel araçlar