Peride Celal

Türkiyeli Kadın Yazarlar sitesinden
Atla: kullan, ara

Peride Celal

10 Haziran 1915’te Zeliha Mirat Türel ile Mehmet Celalettin Erem’in kızı olarak Fındıklı İstanbul’da dünyaya geldi. Genç kızlığında üvey babasının soyadı olan Bayburtoğlu soyadını taşıyan, sonrasında da eşi Atıf Yönsel’in soyadını alan yazar, yazılarını sırasıyla P. Gençay, Peride Gencay Bayburtlu ve Peride Celal olarak imzalamıştır. Üvey babasının savcılık görevi nedeniyle çocukluğunun büyük bir bölümü Anadolu’da, özellikle de Karadeniz’de geçti. Haydarpaşa İlkokulu’nu bitirdikten sonra, İstanbul Saint Pulchérie Fransız Kız Lisesi’nde iki yıl okudu ve eğitimini yarım bıraktı. Annesinin ve üvey babasının yazar olmasına şiddetle karşı çıkmasına ve evlenmesi konusunda ısrar etmesine rağmen, onların baskılarına direndi ve ilk öyküsü “Ak Kız”ı yine annesinin Sedat Simavi’yi ikna etmesi sonucunda 1935’te Yedigün dersinde yayınlattı. Yedigün’de yayınlanan öyküsünü gören teyzesinin eşi Ali Naci Karacan Celal’i ortağı olduğu Tan gazetesine davet etti ve Celal, burada Peyami Safa ile tanıştı. Peyami Safa’nın yardımıyla yazarlığını dil açısından geliştirdi ve yine Safa’nın önerisiyle Mösyö Angel’den Fransızca dersleri almaya başladı. Sonraları Necmi Onur’la yaptığı söyleşide eğitimini tamamlayamamanın kendisini üzdüğünü, yazar olmak için eğitiminin yetersiz olduğunu düşündüğünü, bu yüzden de bir aşağılık duygusuyla uzunca süre cebelleştiğini söylemiştir. Celal’in ilk öyküsünü yayınladığı 1935 yılının Aralık ayında Tan gazetesinde 15 öyküsü daha yayınlandı. İstanbul’da yaşayan anneannesinin yanına taşınan ve yazarak geçimini sağlamak zorunda kalan Celal, bu dönemde her gün bir öykü yazmış ve aynı zamanda İstanbul Elektrik Şirketi’nin Neşriyat bölümünde sekreter olarak çalışmıştır. Son Posta gazetesinden aldığı teklifle birlikte ilk romanı Sönen Alev’i aynı yıl içinde yazmış ve bu roman, 1935’te tefrika edilmeye başlanmış ve 1938’de kitap olarak basılmıştır.

Tan, Son Posta, Cumhuriyet, Milliyet’teki öykü, röportaj ve tefrika romanlarıyla tanınmaya başlayan Celal, 1944’te Bern Basın Ateşeliği’nde sekreterlik yapmak amacıyla İsviçre’ye gitti. İsviçre’de üç sene kaldı ve bu süre içerisinde Cumhuriyet gazetesi için “İsviçre Mektupları” genel başlığını taşıyan öykü ve yazılar hazırladı. Bu dönemde Bern büyükelçisi Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile dost olma ve Fransızcası’nı ilerletme şansı yakalayan Peride Celal yazmaya bir süreliğine ara verdi. Bu dönemle ilgili “Orada birdenbire dünyayı gördüm, dilimi ilerlettim, okumayı hızlandırdım ve yazının başka bir şey olduğunu gördüm...” demiştir. 1935-1949 yılları arasında yazdığı ve eleştirmenler tarafından “pembe romanlar”, “tiraj lokomotifi” olarak adlandırılan eserleri İsviçre’de edindiği deneyimin de katkısıyla geride bırakan Celal, romancılığında bir dönemeç olarak kabul edilen döneme 1954 tarihli Üç Kadının Romanı’yla girdi. Ancak bu giriş, 1935-49 döneminde yazdığı eserlerin gölgesinden kolayca kurtulamadığı için oldukça sancılı oldu. Geçmişte eleştirmenlerin “küçük hanım yazarı” gibi ithaflarına maruz kalan, yeni romanlarına gerekli şansın verilmediği için üzüntü duyan yazarın, kendine güvenini tekrar kazanmasında Atıf Yönsel ile yaptığı evliliğin önemli bir etkisi olmuştur. Artık maddi kaygılarla yazmak zorunda olmadığına dair Yönsel’in kendisine verdiği moral desteği ve yüreklendirmeler sayesinde yazmaya devam eden Celal, “kendinden hoşnut” olarak yazdığı ilk roman olarak adlandırdığı Gecenin Ucundaki Işık’ı 1967’de yayınladı. Ancak eleştirmenlerin beğenisini toplayan ilk romanı 1977’de yayınlanan Üç Yirmidört Saat oldu. Bu eseriyle, 1977 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü Fazıl Hüsnü Dağlarca ile paylaştı.

Celal’in “otofiction” olarak tanımladığı, çeşitli eleştirmenler tarafından “başyapıt” olarak adlandırılan 1990 tarihli romanı Kurtlar ise, 1991’de Orhan Kemal Roman Ödülü’ne layık görüldü. Peride Celal’in ilk dönem eserleri ve bu eserlere nazaran çok daha az satan ama edebiyat otoriteleri tarafından övgüyle karşılanan yeni dönem eserleri ile birlikte 1935 yılından bu yana yazdığı, tefrika edilmiş ve basılmış yirmiyi aşkın romanı ve yüzlerce öyküsü bulunmaktadır. Yazarın tefrika edilmiş ama basılmamış en az beş romanı olduğu da bilinmektedir. 1996’da 15. İstanbul Kitap Fuarı’nın onur yazarı seçilen Celal’in Kızıl Vazo romanı Atıf Yılmaz tarafından 1961 ve 1969’da iki farklı senaryoyla sinemaya uyarlandı. Yıldıztepe romanı Memduh Ün tarafından 1965’te ve “Ada” öyküsü de Süreyya Duru tarafından 1988’de sinemaya uyarlandı. Hakkında Selim İleri tarafından (Peride Celal’e Armağan) ve Alpay Kabacalı tarafından yazılmış (Çok Katmanlı Duyarlıklar Yazarı: Peride Celal) yazılmış iki ki kitap bulunan Celal, biri üvey iki çocuk annesi ve İstanbul’da yaşıyor.

Yapıtları

  • Sönen Alev (1938)
  • Yaz Yağmuru (1940)
  • Ana-Kız (1941)
  • Kızıl Vazo (1941)
  • Ben Vurmadım (1942)
  • Atmaca (1944)
  • Aşkın Doğuşu (1944)
  • Yıldıztepe (1945)
  • Dar Yol (1949)
  • Üç Kadının Romanı, 2 c. (1954)
  • Kırkıncı Oda (1958)
  • Gecenin Ucundaki Işık (1963)
  • Güz Şarkısı (1966)
  • Evli Bir Kadının Günlüğünden (1971)
  • Üç Yirmi Dört Saat (1977)
  • Jaguar (1978)
  • Bir Hanımefendinin Ölümü (1981)
  • Pay Kavgası (1985)
  • Kurtlar (1990)
  • Mektup (1995)
  • Melahat Hanım’ın Düzenli Yaşamı (1999)
  • Deli Aşk (2002)

Kaynakça

  • "Celal, Peride". Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2010.
  • Karahan, Burcu. “Peride Celal’in Romanlarında Kadın Kimlikleri”, Bilkent Üniversitesi Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yükseklisans Tezi. Haziran, 2002.
Araçlar
Diğer dillerde
Kişisel araçlar