Perihan Mağden

Türkiyeli Kadın Yazarlar sitesinden
Atla: kullan, ara

Perihan Mağden

Tülay Tuna ile makine mühendisi Etem Mağden’in kızı, öykü yazarı Reha Mağden’in kuzenidir. 24 Ağustos 1960 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Maçka İlkokulu (1971), İngiliz Kız Ortaokulu (1976), Robert Lisesi (1979) ve Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü (1983) bitirdi. 3 yıl süreyle Asya turuna çıktı; Hindistan, Japonya ve Amerika’da yaşadı. Bir süre reklam yazarlığı yaptı. TRT-2’de “Okudukça” programında ve Kanal 6’da çalıştı. 1997’den itibaren Radikal’de yazmaya başladığı köşe yazılarına 2001 yılında İki Genç Kızın Romanı adlı metnini yazmak için ara verdi. 2002 yılında yeniden günlük yazılar yazmaya başladığı Radikal gazetesinden 2005 yılında istifa etti. 2005-2007 yılları arasında Yeni Aktüel ve Red dergilerine haftalık yazılar yazdı. 2006 yılında Yeni Aktüel’de yazdığı “Vicdani Red Bir İnsan Hakkıdır” adlı yazısının ardından “basın yoluyla halkı askerlikten soğutma” gerekçesiyle hakkında iddianame hazırlandı, 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasının ardından beraat etti. 2007 yılında Radikal gazetesindeki yazılarına geri döndü. Günlük yazılarına 2011 yılından itibaren Taraf gazetesinde devam etti. PEN Yazarlar Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesi. İstanbul’da yaşıyor; evli, bir çocuk annesi.

İlk şiiri "Zenciyse Yürek" 1979’da Felsefe Dergisi’nde çıktı. Şiirlerini Beyaz, Sombahar, Oluşum dergilerinde yayımladı. Şiir ve romanlarında sıradan olanın ve ayrıntıların üstünden giderek kişi ve olayları somutlaştırmasıyla dikkat çekti. Şiir kitabı Mutfak Kazaları (1995) Emre Koyuncuoğlu tarafından oyunlaştırıldı: İzmit ve İstanbul’da sahnelendi. İki Genç Kızın Romanı Kutluğ Ataman tarafından sinemaya uyarlandı. Haberci Çocuk Cinayetleri romanının Rusya’da yayımlanmasıyla Mağden Moskova’da Gayatri Yayınevi’nin ilk Türk yazarı oldu. Hamide Doğan tarafından Felemenkçeye çevrilen Haberci Çocuk Cinayetleri Hollanda’da basıldı. Refakatçi romanı Almancaya çevrildi. İki Genç Kızın Romanı 2005 yılında İngiltere’de yayımlandı. 2010 yılında yayınlanan Ali ile Ramazan adlı Mağden’in bir üçüncü sayfa haberinden esinlenerek yazdığı ve iki genç erkeğin yetimhanede başlayan dostluklarının aşk ilişkisine dönüşü ile karakterlerin trajik sonlarını konu edinen romanın ise TEDA projesi (Türk Kültür, Sanat ve Edebiyatı ile ilgili Eserlerin Türkçe Dışındaki Dillerde Yayımlanmasına Destek Projesi) tarafından desteğe laik bulunmaması projede muhafazakarlık tartışmalarını başlattı.

Hiç Bunları Kendine Dert Etmeye Değer Mi?, Kapı Açık Arkanı Dön ve Çık, Fakat Ne Yazık ki Sokak Boştu, Herkes Seni Söylüyor Sahi Mutsuz musun? metinleri yazarın Radikal’de çıkan köşe yazılarından oluşmaktadır. Mağden zaman zaman popular kültür eleştirisi yaptığı, zaman zamansa politikaya değindiği yazılarında en çok tepkiyi sıra dışı dil kullanımıyla topladı. Konuşma dilini yazı diline aktarmak ya da “bir” yerine “1” yazmak gibi tercihleri ve popüler kültür figürlerine sert eleştirileriyle köşe yazarları arasında farklı bir duruş sergiledi.

1991 yılında yayınlanan ilk öykü kitabı Haberci Çocuk Cinayetleri'nde hem romanın işlenişi, hem dili, hem de yersiz ve zamansız kurgusuyla Mağden’in geleneksel metin yapısının her boyutunu kırdığı örneklerdendir. Mağden’in üç yıllık Asya turunun ardından yazdığı metin, mekansızlığıyla dikkat çeker. Gerçeküstü bir polisiye örneği sunan roman Mağden’in daha sonraki eserlerinde de yüzünü gösterecek olan cinayet ve anne-kız ilişkisindeki şiddet temasının ilk örneğidir.

Mağden’in kurgusal yazınında kadın karakterler metinlerin merkezinde yer alır. Özellikle anne-kız ilişkisi metinlerinde önemli bir yere sahipken, karakterlerin gösterdiği değişim antibildungsroman esaslarıyla benzerlikler taşır. Karakterin çocukluktan yetişkinliğe gelişim hikayesini anlatan bildungsroman geleneğine karşın Mağden’in karakterleri gittikçe deliliğe yaklaşır. Anne-çocuk anlatılarında kimi zaman anneler çocuğa, çocuklar anneye dönüşürken ikili karakterleri birbirlerinin rollerinde gidip gelen metin ikizleridir. Bütünün ikiye bölünmüş hali gibi ortaya konan bu karakterlerin arasındaki dinamik tutkulu bir sevgi ile kana susamış bir nefret çizgisinde gidip gelir. İki Genç Kızın Romanı bu tehlikeli çizgiyi Behiye ve Handan arasındaki arkadaşlık ve Handan ile annesi arasındaki sevgi, kıskançlık ve endişe üçgeni arasında gidip gelen ilişkiyle ortaya koyar. Refakatçi ile Biz Kimden Kaçıyorduk Anne? romanlarında ise anne ve kızın saplantılı bağımlılığı konu edilir. Anne-kızın arasındaki bitmeyen bir savaş, itiş kakıştır. Çocuğun anneye olan bağlılığı bir cennet ideali olduğu kadar bir zindandır da. Anne ise hem tutkulu bir şefkatle yaklaşır çocuğa, hem de sırtlandığı bir yük gibi taşır onu. Mağden’in metinlerinde bitmeyen bir danstır bu. Refakatçi metninin çocuk ressamı da “Tango İki Kişiyle Yapılır” tablosuyla taçlandırır bu şiddet dolu dansı. Babasız ve erkeksiz metinlerdir bunlar. Nadiren ortaya çıkan erkek karakterler karikatürizeyken, kadın karakterlerinin derinlikli yapısı hem kurguyu hem de kurgunun gerçekleştiği mekanı bir alegoriye, işlevsel bir sembole dönüştürür.

1994 yılında basılan ikinci kurgusal metni Refakatçi üstün yetenekli bir ressam kabul edilen on iki yaşındaki bir kız çocuğuyla, onun refakatçiliğini yapan anlatıcı karakterin sevgi ve nefret ikilemindeki ilişkisini konu edinir. Anne-kız ilişkisi Mağden’in diğer kurgusal metinlerinde olduğu gibi burada da çıkışı olmayan bir düğüm olarak ortaya konur. Çocuk ile refakatçisi zaman zaman rolleri değiştirerek bir bütünün iki ayrı parçası gibi birbirlerini besleyerek ve birbirlerinden beslenerek ayakta kalırlar. Oysa çocuğa annelik yapmaktan ölesiye korkan refakatçi ile çocuk arasındaki ilişki aynı kişinin kendisiyle yüzleşmesine dönüşür. Refakatçi, çocuğun “şaman” ruhuyla yaptığı gibi içinde biriktirdiği karanlığı resimlerle ya da başka bir sanatsal türle dışa vuramamakta, kontrol hastası kişiliğiyle iç dünyasını ve hayatını dış etkilerden uzaklaştırarak kendi himayesine almaya çalışmaktadır. Başkalarının aramasını engellemek ama en çok da insanlara ulaşma arzusunu durdurabilmek için evindeki telefonun fişini kesmiştir. Oysa çocukla bir gemi yolculuğuna çıkmak üzeredir ve her metinsel yolculuk gibi bu yolculuk da onun içsel yolculuğuna işaret etmektedir. Çocukla birbirlerine verdikleri “yer altından haber var” mektupları onları karakterlerinin en karanlık dehlizlerine indirir. Anlatıcı, çocuğun üzerinde yarattığı etkiyi banyo yaparak ya da dişlerini fırçalayarak temizlemek ister. Jale Parla, "Tarihçem Kabusumdur! Kadın Romancılarda Rüya, Kabus, Oda, Yazı" adlı yazısında refakatçi ile çocuğun gece yaptıkları uyurgezer yolculukların refakatçinin bilinçaltına yapılan yolculuklar olduğuna dikkat çeker. Bu yolculukların dayanılmazlığı, sonunda refakatçiyi, çocuğu suyun içine atmaya itecek, kendi geçmişiyle ancak çocuğu anne rahmi gibi karanlık havuz suyuna gömerek hesaplaşabilecektir.

2002’de yayınlanan İki Genç Kızın Romanı adlı metninde iki genç kızın ilişkileri çerçevesinde bu defa hem iki ayrı bireyin hem anne-kız arasındaki ilişkinin korkunç bir sahiplenmeye dönüşü ortaya konur. Şiddet öğesi Mağden’in ilk iki kurgusal metnine oranla artmıştır. Artık bireyler arasında uçlarda dolaşan sevginin duygusal şiddeti fizikselde karşılığını bulmuş ve Behiye ile Handan’ın iç dünyalarını olduğu kadar çevrelerini de fiziksel bir gerçek olarak sarmıştır. Mağden duygusal ilişkinin fiziksel karşılığını 2007 yılında yayınlanan Biz Kimden Kaçıyorduk Anne? adlı metninde bu defa yalnızca anne-kız ilişkisi ile ortaya koyar; sevgi, koruma, şefkat, sahiplenme gibi hisleri cesurca uç noktalarına taşır. Annesine taparcasına bağlı olan, onu memnun etmek için neredeyse annesinin kölesi haline gelen bir kızla, onun kızına delice bir tutkuyla bağlı olan annesi arasındaki ilişkinin konu edildiği metin, annenin kızıyla kendisine yaklaşmaya çalışanları öldürmesi ve polise yakalanmamak içi oradan oraya dolaşmaları ile şekillenir. Aşırı korumacı annesinin yanında giderek bağımsızlığını yitiren kız ve karşı ucunda annelik hislerini limitsiz yaşayan bir katil anne figürü çizilir. Başkalarının hislerini kendine çeken şaman karakter teması Refakatçi’de olduğu gibi burada da görülür. Tıpkı Refakatçi metninde olduğu gibi burada da rüya anlatıları okuru karakterlerin bilinçaltına taşır. Burada ise güdüsel olarak kız annenin bilinçaltını bir dil gibi öğrenmektedir. Mağden’e göre anneler ve kızları arasındaki bu bağ, sevgiden tutsaklığa, bağlılıktan bağımsızlığını yitirmeye doğru akan bir kaygan zemindir.

Kaynakça

  • "Mağden, Perihan". Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2010.
  • Parla, Jale. "Tarihçem Kabusumdur! Kadın Romancılarda Rüya, Kabus, Oda,Yazı." Kadınlar Dile Düşünce: Edebiyat Ve Toplumsal Cinsiyet. Ed. Sibel Irzik ve Jale Parla. İstanbul: İletişim, 2009.
Araçlar
Diğer dillerde
Kişisel araçlar