Suat Derviş

Türkiyeli Kadın Yazarlar sitesinden
Atla: kullan, ara

Suat Derviş

Gerçek adı Hatice Saadet Baraner olan Suat Derviş, Darülfünun Tıp Fakültesi’nde doktor olan İsmail Derviş ve İmparatorluk mahkemesine hizmet eden seçkin bir ailenin kızı Hesna Hanım’ın ikinci kızları olarak 1901’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası İsmail Derviş, Osmanlı İmparatorluğu tarafından Avrupa’ya eğitim için gönderilen ilk öğrencilerden ünlü kimyager Müşir Derviş Paşa’nın (1817-1818) oğluydu. Annesi Hesna Hanım, Sultan Abdülaziz’in mızıka-yı hümayun orkestrasının şefi Kamil Bey’in kızıydı. İlk ve orta öğrenimini evden tamamlayarak Fransızca ve Almanca öğrenen yazar genç yaşta Alemdar gazetesinde muhabir olarak çalışmaya başladı. Ankara Hükümeti’nin temsilcisi Refet Paşa ile röportaj yapan yazar aynı yıl, Lozan Barış Antlaşması'nda da gazeteci olarak hazır bulundu.

Suat ve ablası Hamiyet Derviş, 1927’de Berlin’deki Sternisches Konservatuarı’na kaydoldular. Suat Derviş Berlin’de gizlice Edebiyat Fakültesi derslerine girmeye başladı, Scherl-Verlag, Mosse and Ullstein gazetelerinde muhabir olarak kısa süreli çalıştı. Almanya’da kaldığı yıllar boyunca Derviş, Türkiye’yi sıklıkla ziyaret etti. 1930’da muhalif parti oluşturma çabalarının ikinci denemesi Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda, partiye bağlı “Kadın Varlığı” adlı vakfın kurucularındandı. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan ve Nezihe Muhittin ile birlikte partinin parlamentoya aday gösterdiği isimlerdendi. 1932’de babasının ölümünün ardından, Suat Derviş mali açıdan sıkıntılı bir döneme girdi. 1933’te Türkiye’ye geri döndü ve 1930’ların ikinci yarısında Son Posta, Vatan, Cumhuriyet, Gece Postası, Tan, Haber ve Son Telgraf gibi gazetelerde çalışmaya başladı. Kısa makale ve röportajları yayınlandı. 1936’da Montrö Konferansı’nda gazeteci olarak görev aldı. 1937’de solcu Tan gazetesi, Suat Derviş’i Rusya’daki politik mücadeleyi takip etmekle görevlendirdi. Rusya’ya yaptığı seyahatler, Suat Derviş’in Sosyalist Gerçekçi teoriden etkilenmesini sağlayarak, edebi kariyerinde derin tesirler bıraktı.

1940-1941’de Suat Derviş, Mustafa Kemal Atatürk’ün anne tarafından kuzeni, Türkiye Komunist Partisi’nin genel sekreteri ve daha sonra evleneceği Reşat Fuat Baraner ile birlikte Sosyalist Gerçekçi Yeni Edebiyat dergisini çıkarttı. Derviş derginin politik eğilimi dolayısıyla kısa süreli olarak tutuklandı ve bu kısa süreli hapis cezası bebeğini düşürmesine sebep oldu. 1944’te Suat Derviş, Neden Sovyetler Birliği’nin Dostuyum? adlı kitapçığını yayınladı ve böylece kariyerinde yeni bir devre başlamış oldu. 1968’e kadar hiçbir yayınevi yazdıklarını yayınlamayarak onu, yazdığı yazıları kendi isimleriyle yayınlamak üzere satın alan arkadaşlarının ve gazetelerin merhametine muhtaç bıraktı. Yayınevleri onu geri çevirirken, 1939’la 1969 yılları arasındaki 30 yıllık süreçte hiç kimse onun kitaplarını basmaya cesaret edemedi. Bu kara dönemde Derviş, Emine Hatip, Saadet Hatip, Süveyda H., Suzet Doli gibi takma isimler kullanmak zorunda kaldı.

Tan gazetesi matbaasının milliyetçi naralar atan büyük bir grup tarafından 4 Aralık 1945’te yıkılmasının ardından Almanya yandaşı hükümet, solcu entellektüelleri hedefleyen bir av başlattı. Bu kaotik atmosfer içinde, Türkiye Komunist Partisi’yle olan ilişkileri dolayısıyla Reşat Fuat Baraner yedi sene dokuz ay, Suat Derviş sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı. 1946’da Sosyal Demokrat Parti, Türkiye Sosyalist Fırkası, Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası hükümet tarafından kapatıldı. 1947’de otoriteler kendi alanlarında zirvede olan dört ünlü profesör; Behice Boran, Niyazi Berkes, Pertev Naili Boratav ve Muzaffer Şerif’i sol görüşü destekledikleri gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırdı. Nazizmi ve Türkçülüğü açıkça eleştiren anti-faşist camiaların üyeleri hedef haline geldi.

1951’de Reşat Fuat Baraner yeniden gözaltına alındı ve duruşmanın ardından yeniden yedi yıllık hapis cezasına mahkum edildi. 1953’te mahkemesi nihayet başladığında, Derviş Türkiye’yi terk ederek Fransa’ya gitti. 1963’te Türkiye’ye geri döndüğünde kendisini yine aynı baskıcı politikanın pençesinde bulsa da yazmaya ve memleket meselelerini üstlenmeye devam etti. Kült romanı Fosforlu Cevriye’yi, öğrenci ayaklanmaları ve sert isyanların zirveye ulaştığı 1968’de kitap olarak yayınladı. Bu defa Türkiye’yi değiştirmek isteyen politik olarak aktif bir jenerasyonla karşı karşıyaydı. Oysa, yükselişe geçen solculuğa karşıt görüşler de yayılmaktaydı. Farklı politik gruplar arasındaki rekabet içerisinde, 1970’lerde istikrarsızlıkla suçlanacak olan şaşırtıcı fakat sakin bir sürtüşme de süregelmekteydi.

Derviş, eşi Reşat Fuat Berener’i 1968’in Ağustos ayında kaybetti, fakat 1970’te iki gözünde de ciddi sağlık problemleri ortaya çıkana dek yazmaya devam etti. Moskova’da olduğu ameliyat sonrası gözlerinden birinin belli oranda düzelmesinin ardından, Neriman Hikmet ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Devimci Kadınlar Derneği’ni kurdu. 1970’te sağcı ve solcu grupların yarı-askeri yasadışı örgütler halinde çatışmalarıyla Türkiye neredeyse sivil savaşın eşiğindeydi. 12 Mart 1971’de askeri güçler muhtıra ilan ederek politikacıların anarşi ve kardeş katlini engelleyecek önlemleri almamaları gerekçesiyle hükümeti devirdi. 11 ilde sıkı yönetim ilan edildi ve öğrenci liderleri, aydınlar, gazeteciler ve önemli yazarlar da dahil olmak üzere yüzlerce kişi polis tarafından gözaltına alındı. Suat Derviş de bu isimler arasındaydı. Son yıllarında, kötü sağlık koşullarında bile gözaltı ve suçlamalarla, politik işkenceyle başa çıkmak zorunda kaldı. Bir yıl sonra, 23 Temmuz 1972’de, İstanbul’da vefat etti.

Kaynakça

  • Tatarlı, İ. (1983) “Ölümünün 10. Yıldönümünde Suat Derviş Üzerine Bir İnceleme”, Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı. İstanbul: Kardeşler Basımevi; s.607-612.
  • İleri,R. N. (1986) “Suat Derviş-Saadet Baraner”, Tarih ve Toplum (29); s.17-18.
  • Sezer,S. “Eğemedim Bu Kadının Başını” Radikal http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=2675
Araçlar
Diğer dillerde
Kişisel araçlar